Translate

5 Mart 2017 Pazar

The Hobbit Series


Arkadaşlarımın ve İngilizce öğretmenimin tavsiyesiyle izlemeye karar verdiğim filmi açtığımda verdiğim ilk tepki: "Üç saat mi sürüyor 👀Aman Tanrım, didim!" şeklindeydi ama bir günün sonunda tüm seriyi izlemiş biri olarak diyebilirim ki vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz :)) Hobbit, üç filmlik bir seri. Seriler şu şekilde:

1- The Hobbit: An Unexpected Journey (Hobbit: Beklenmedik Yolculuk)- 2012

2- The Hobbit: The Desolation of Smaug (Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları) - 2013

3- The Hobbit: The Battle of the Five Armies (Hobbit: Beş Ordunun Savaşı) -2014

Üç film de birbirinin tekrarı niteliğinde. Adeta bir dizi film gibi birinci filmin bittiği yerden ikinci film başlıyor ve hikaye devam ediyor. Peki ama hikaye ne?

Yıllar evvel zenginlik içinde Erebor Dağında yaşayan cücelerin krallığını ele geçiren ejderha Smaug'dan dağı geri almak için yola çıkan 13 cüce, bir büyücü ve bir hobbitin hikayesi. Onların uzun süren yolculukları esnasında yaşadıkları maceralara şahitlik etmek izleyiciye görsel bir şölen sunuyor.

Seri boyunca göl kasabasının insanlarını, Orman Elflerini, Cüceleri, Hobbitleri, Toprak Yiyenleri, Orkları tanıyor, onların yaşamlarına misafir oluyorsunuz. Doğaüstü varlıkların, doğaüstü yaşamları ve yetenekleri size bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyor. Bu öyle bir dünya ki baş rolde insan yok! Sanırım serinin en etkilendiğim yanı bu oldu: İnsanı temele oturtmaması. Tamamen fantastik bir dünya olsa bile Hobbit serisinin, insan türünün kendini "önemli gösterdiği" bir yapım olmaması beni sevindirdi.

Filmde en  sevdiğim karakter tabii ki hobbitimiz Bilbo Baggins oldu. Ayrıca cüceleri de çok sevdim biri hariç: Thorin Meşekalkan! Niye diye sormayın, öyle işte adama içim ısınmadı :))) Ejderha Smaug'u bile ondan daha sempatik buldum. Büyücü Gandalf'la ilgili hislerim de biraz karışık. Kafamda onunla ilgili soru işaretleri var. Yüzüklerin Efendisi serisini henüz izlemedim. Belki izleyince fikrim netleşir. O seriyi izlediğimde nihaî kararımı verip serinin yazısında size de bildiririm.


Son olarak belki içerikle ilgili ama yine de yazmadan geçemeyeceğim. Film boyunc süren hayatta kalma mücadelesinin içinde Cüce Kili ve Elf Tauriel'in aşkını izlemek hoşuma gitti. Hele ki Elf kralının oğlu Legolas'ın Tauriel'e aşık olmasına ve aşkının karşılıksız olduğunu bilmesine rağmen cücelere yardım etmesi çok etkileyiciydi. Soyut olan "sevgi" kavramı böyle durumlarda elle tutulur gözle görülür bir hal alıyor adeta. Neyse lafı fazla uzatmayayım. Yeni bir yazıda görüşene kadar hoşça kalın.




4 Mart 2017 Cumartesi

Queen of Katwe

Dram türündeki Queen of Katwe, gerçek bir hayat hikayesini anlatıyor. 

Uganda'da doğan Phiona Mutessi, annesi ve kardeşleriyle yoksul bir hayat sürmektedir. Bu sırada karşısına çıkan Robert Katende'den satranç oynamayı öğrenir. Phiona'nın satranç konusunda inanılmaz bir kabiliyeti vardır ve kısa sürede kendini geliştirerek henüz 14 yaşındayken uluslararası satranç turnuvasına katılır ve olaylar devam eder... (Sürprizi bozmayayım.)

Film boyunca Uganda'nın Katwe kentindeki hayata da şahit oluyorsunuz. Üstelik bu hayat, bizim bildiğimizden o kadar farklı ki görmeniz gerektiğine inanıyorum.

Son olarak şunu söyleyeyim: Phiona Mutessi 1996 doğumlu ve henüz 20 yaşında. Bu kadar genç yaşta hayat hikayesinin film haline getirilmesi çok güzel bir şey. Onun başarı hikayesinin gençlere  de örnek olabileceğini düşünüyorum. Ergenlik dönemindeki çocuklarla birlikte izlemek güzel olabilir. Sevgiler.

Film Hakkında:

Tür: Biyografik dram

Yayın Tarihi: 13 Ocak 2017

Süre: 2 saat 4 dakika

IMDP: 7.3