Translate

23 Şubat 2017 Perşembe

Leyla'nın Evi - Zülfü Livaneli

Leyla'nın Evi, Zülfü Livaneli'nin 2006 yılında yazdığı bir roman. Doğan Kitap tarafından yayımlanan kitap 271 sayfa.

Kitap, Boğaz'da bir yalıda doğu büyüyen ancak sonradan o yalının müştemilatında yaşamaya başlayan (detaylar kitapta) Leyla'nın sahte bir sağlık raporuyla evinden çıkarılmasının ardından yaşanılanları anlatıyor.

Kitapta; doğumundan itibaren evinden hiç ayrılmayan Leyla'nın, onun anne ve babasının, dört kuşaktır konaklarda hizmetkarlık yapan Ali Yekta Bey'in, onun oğlu Ömer'in ve gelini Necla'nın, Almancı Roxy'nin, gazeteci Yusuf'un, Dağlı Cemile'nin ve daha nicelerinin hayatlarına konuk oluyorsunuz. İç içe geçmiş bir sürü öykü sizi sarıp sarmalıyor.

Zaman açısından da bereketli olan kitap size; Balkan göçüne, Osmanlı'nın dağılışına, cumhuriyetin ilk yıllarına ve içinde bulunduğumuz zamana ait öyküler sunuyor.

Zülfü Livaneli, eser boyunca "mesken" üzerinden imparatorluğun tasvirini yapmış ve bu topraklarda herkesin yüzyıllardır birbirinin evini işgal ettiğini birçok yerde vurgulamış. Bunun tüm dünyada böyle olduğunu da eklemiş. Üstelik bu durumu da kahramanımız Leyla Hanım üzerinden ete kemiğe bürümüş.

Leyla'nın Evi, severek okuduğum bir kitap oldu. İçindeki  yarım bırakılmış ve hazin bir sonla biten (Leyla'nın anne ve babasının öyküsü) aşk hikayesini de çok ama çok sevdim. O öykü yarım bırakılmasaydı eminim ki Leyla'nın hayatı da bambaşka olurdu ama işgal altındaki İstanbul'da bir düşman askerine aşık olmak da hiçbir koşulda güzel bir sonla biten bir öykü sunmaz insana.

Yazımı kitaptan alıntıladığım şu cümleyle bitirmek istiyorum:

Şairlerin dediği gibi, "Paris güzel bir salon, Londra güzel bir park, Berlin güzel bir kışla ama İstanbul güzel bir şehirdi."

Sevgiler...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Ses ver ki orada olduğunu bileyim :))