Translate

15 Şubat 2017 Çarşamba

2000 Yılın Sevgilisi - Refik Halid Karay

2000 Yılın Sevgilisi tesadüfen elime geçen bir kitap. Refik Halid Karay'ın Gurbet Hikayeleri ve Memleket Hikayeleri adlı kitaplarını daha evvel okumuştum ama yazarın roman türünde okuduğum ilk eseri bu oldu. Açıkça söylemek gerekirse kitabı muazzam derecede güzel buldum. Kitabın kapağını aralarken bu kadar iyi bir öyküyle karşılaşmayı, hem fikren hem de ruhen bu kadar doyurucu bir hikaye okumayı ummamıştım. 398 sayfa ne ara bitti ben bile şaşırdım. 14 Şubat'ta başladığım kitabı 15 Şubat'ta (yani bugün) bitirdim. 

Eserde, Doktor Faik Bey ve Güldal Hanım'ın 1950'li yıllarda başlayıp 2000 yıl öncesine uzanan sevda öyküsüne tanık oluyorsunuz. Bu süreçte de Anadolu coğrafyasındaki eski uygarlıkların yaşamına konuk oluyor, kültürlerine, inanışlarına ve yaşayışlarına dair malumat ediniyorsunuz ve bunu aşk eşliğinde yapıyorsunuz. 

Bir tren vagonunda Doktor Faik'ten ilk olarak Sideli Korsan Parmis ile Sibel ilahesine benzeyen güzeller güzeli Tamara'nın aşklarını dinliyor, yaşayışlarına tanıklık ediyorsunuz. Ardından Alara prensesi Amora (Zerrintaç) ile Pontuslu Paros (Ali Pars)'un Selçuklular devrindeki aşklarına ve yaşamlarına şahitlik ediyorsunuz. Bir yandan da günümüzün kahramanları Faik ile Güldal'ın birbirlerine nasıl aşık olduklarına tanık oluyorsunuz.

Kitapta adlarını anmadan geçmek istemediğim iki karakter daha var: Tamara'ya aşık Hakkak Bambius  ile Amora'ya aşık Müneccim  Barsimon. Belki de bu noktada onların günümüzdeki benzerleri Ressam Besim'i de anmalıyım. Üçü de esas aşıklarımızın kavuşmaları için ellerinden geleni yapan karakterler. Hem de sevdalarına rağmen...

Belki de çoktan anladınız ama yine de yazayım: Kitap, bir tür reankarnasyon fikri üzerine temellenmiş ama sadece ruhen değil bedenen (fiziki olarak da aynı) de tıpatıp aynı yaratılan ve 20 asır boyunca dünyaya her gelişlerinde birbirlerine sevdalanan bir kadın ve bir adamın öyküsünü anlatıyor. Yazarın tabiriyle "Bir aşk ki ezelden başlamış, ebediyete kadar sürecek.

Altını çizdiğim birkaç satırı da şuraya ekleyeyim:

* İnsanlar saadetlerinin bir dost tarafından hissedilmesine muhtaçtırlar. Bizi ebediyete nakledecek olan da senin sanatın ve muhabbetindir. (Bambius'a hitaben Parmis)

* Asıl aşk diye, zamanın hadiselerinden müteessir olmayarak gerek asude günlerde, gerek felaketler içerisinde aynı hızı, aynı sihri ile zaman, mekan, yaş ve baş, din ve iman tanımadan devam edene denir; oğlum! (Ali Pars'a hitaben Barsimon)

Yazıyı bitirmeden ifade etmeliyim ki 2000 Yılın Sevgili, son günlerde okuduğum en iyi kitap. Kesinlikle okumalısınız. Sevgiler.


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Ses ver ki orada olduğunu bileyim :))