Translate

7 Kasım 2016 Pazartesi

İkimizin Yerine & Ekşi Elmalar

Bildiğiniz gibi sinema duayeni değilim. Bu yüzden de izleyeceğim filmleri seçerken ilk amacım "hoş vakit geçirmek" oluyor. İkimizin Yerine de Ekşi Elmalar da bu amacımı gerçekleştirmemi sağlayarak bana "Zamanım boşa gitti!" hissini yaşatmadılar.

Bizi yok eden acılar var hayatta, bir de bizi büyüten acılar var. 
İkimizin Yerine'yi ilk duyduğumda konusunun öğretmen-öğrenci aşkı olduğunu öğrenince sinirlenip öğretmen tacizinin bu kadar yaygın olduğu bir dönemde niçin böyle bir konu seçilmiş diye tepki göstermiştim. Bir öğretmen arkadaşım filmi izleyip beğendiğini söyleyince geçen hafta iş çıkışı gidip izledim. Açıkçası film umduğumdan iyi çıktı. İkinci kısımda olayın bağlanışını (Tabii ki yazmayacağım.) sıradan bulmakla birlikte şaşırdığımı itiraf etmem gerekir. Yine de filmin sonunda bir eksik bırakılmış hissi yaşıyor insan, yerinden kalkamıyor bir süre. 
Dikkat: Aşağıdaki paragraf, filmi izlemeyenler için anlamsız cümleler içerir.

Filmde Çiçek'e (Serenay Sarıkaya) gerçekten çok üzüldüm çünkü gerçekte de böyle çocuklar tanıdım. Onlar adına hep üzülmüşümdür. Anneyle kızın itiraf bölümündeki konuşmaları o kadar içimi acıttı ki anlatmam mümkün değil. Belki de o acının çok benzerini yaşadığım içindir kim bilir.

Mutluydular ve şimdiden başka zaman yoktu.
İtiraf etmeliyim ki Ekşi Elmalar, bugünkü aralıksız sekiz saat dersten sonra bütün yorgunluğumu aldı. Filmin büyük bölümü Hakkari'de geçiyor, bir kısmı da Antalya'da. 

Çocukluğumun iki yılını geçirdiğim Hakkari'nin bendeki yeri bambaşkadır. Bu yüzden de Reis'in elma bahçesinin anlamı bende bambaşka oldu. Anılarım canlandı birdenbire. Sinema salonunda iki tanıdığa rastladım. Onlara o hayat ilginç gelmişti. Benim içinse çok bildikti o hayat. Tıpkı ışkının (bkz. not 2) tadını beğenmeyenlere şaşırdığım gibi şaşırdım bu duruma. İnsanlardan neden bunca farklı olduğumun ipuçlarından birini daha yakaladım böylece.

Film bir aşk filmi, güzel de bir film ama fragmanda neredeyse filmdeki bütün espriler vardı. Bu yüzden de filmin ilgili sahnelerinde çok eğlendiğim söylenemez. İnsan, bir espriye aynı coşkuyla iki kez gülemez ki. Gerçi filmde asıl amacın seyirciyi güldürmek olduğunu da düşünmüyorum. 

Kısacası hoş vakit geçirmek istiyorsanız ve merak ediyorsanız iki filmi de izleyebilirsiniz ama izlemezseniz de pek bir şey kaybetmezsiniz. Karar sizin. Sevgiler.

Not 1: Mavi yazılı cümleler filmlerden alıntıdır.

Not 2: Işkın (uçkun, ışgın), doğuda dağlarda kendiliğinden yetişen yabani bir bitkidir. Dağ muzu da denir. Dış kabuğu soyulup yenilir. Kendisiyle Hakkari'de tanışıp Bingöl'de tekrar görüşmüşlüğümüz vardır. Aradan geçen yıllarda kendini hiç bozmamıştır. ABD'de yapılan bir araştırmada kanser hücrelerini yok ettiği saptanmıştır. Pişirilince daha etkiliymiş ama ben kendisini hep çiğ yemişimdir. Görürseniz tanıyın diye aşağıya bir fotoğrafını da ekliyorum. Sevgiler...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Ses ver ki orada olduğunu bileyim :))