Translate

7 Mayıs 2016 Cumartesi

Sevdalinka / Ayşe Kulin

Bir haftadır hastayım. Mayıs ayı beni vurdu resmen. Yine de bu hastalığın bir faydası oldu. Okuduğum bir kitabı nihayet bitirebildim. Son zamanlarda başladığım hiçbir kitabı bitiremiyordum :( Dikkatim sürekli dağıldığı için elime aldığım her kitap boynu bükük kalıyordu bir süre sonra. Ardından heveslenip başka bir kitaba başlıyordum ve yine aynı hazin son... Bu kez başardım; hatta iki kitabı bir arada okuyabildim nice zaman sonra. Biri henüz bitmedi ama umutluyum :))

Ayşe Kulin'in  "Nefes Nefese" adlı romanını uzun yıllar evvel okumuş çok da beğenmiştim. Sonra niyeyse -birçok yerde karşılaşmış olmama rağmen- elim bir daha yazarın kitaplarına gitmedi. Geçen gün hasta hasta okulun kütüphanesinde rafları düzenlerken gözüme "Sevdalinka" ilişti. Raftan çekiverdim kitabı , okurum diye. Pek umutlu değildim aslında ama roman öyle güzel aktı ki kitap kendini okuttu resmen.

Sevdalinka'da Nimeta adlı bir gazeteci ve ailesinin hikayesi eşliğinde Boşnaklara yapılan soykırım anlatılıyor. Küçüklüğümden beri bildiğim, haberlerde duyduğum olaylar hakkında ilk kez bir kitap okuyorum. Hayatımda hiç Sırp görmemiş olmama rağmen Sırplardan niye hoşlanmadığımı kitabı okudukça daha iyi anladım. 1992'de olaylar başladığında henüz 7 yaşındaymışım ama bilinçaltıma işlemiş olmalı.

Kitabı okudukça Müslüman coğrafyalarında dökülen kanlar ve kaybedilen canlar için kimsenin kılını kıpırdatmamasının sebebini daha iyi anladım. Şu cümleler de bana yardımcı oldu:

...Ben senin kadar tahsilli ve akıllı değilim Nimo ama şunu bil, cumhurbaşkanı ve sen Batı'dan medet umuyorsanız, boşuna beklersiniz. Batı, insan haklarını son müslüman da can verdikten sonra hatırlar.

...Yardımlarına koşmayacaklardı çünkü o uygar ülke liderlerinin menfaatlerini odaklayacakları petrol de fışkırmıyordu, bu başka dine mensup insanların topraklarında.

Ve alıntıladığım birkaç satır daha:

... ve aynen Yugoslav ordusunda olduğu gibi, cumhuriyetlerin güvenlik güçlerinde de çoğunluk nihayet Sırplara kaydırılmıştı. Miloşeviç'in yıllar içinde saman altından su yürüterek başarmış olduğu bir dengesizlikti bu.

... Kimse Miloşeviç'ten nasıl kurtulacağını bilmiyor ama herkes ondan nefret ediyordu. Öğrenciler onun sünepe bir komünist çıraktan bir milli kahramana dönüşmesine katkıda bulunmuş olan aydınlar, milliyetçiler, herkes! Aşırı milliyetçiler bile Miloşeviç'in onları sadece kendi çıkarları için kullanmakta olduğunu anlamışlardı sonunda.


2 yorum :

  1. Çok geçmiş olsun. Ayşe Kulin severim. Handan adlı kitabı var kafamdaki sırada :)

    YanıtlaSil
  2. Köprü'sünü de çok severek okudum. Gerçek hikâyeydi. Hayat ve Hüzün de.

    YanıtlaSil

Ses ver ki orada olduğunu bileyim :))