Translate

3 Şubat 2016 Çarşamba

Eskişehir Gezisi

   Yılbaşında hava muhalefeti :) sebebiyle gidemediğim Eskişehir'i, yarıyıl tatilini fırsat bilip ziyaret ettim. Gerçi Bilecik'te gözümü açtığımda (Yolda genelde uyurum.) şehrin karlar altında olduğunu görünce büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Zira bir yıl Konya'da yaşamış biri olarak İç Anadolu'nun soğuğunu iyi bilirim. Eskişehir'de de kar varsa ne yaparım diye düşünmedim değil. Sağ salim şehre vardığımda gördüm ki şehirde pek kar yok; sadece yol kenarlarındaki ağaçlık alanlarda. 

   İlk olarak Odunpazarı'nı gezdim. Tarihi evlerin arasında dolaştım falan (Bu kısım beni pek sarmadı tabii.). Sonra Kurşunlu Camii ve Külliyesini ziyaret ettim. Ardından Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesini dolaştım. Havanın soğukluğuna rağmen epey uzun bir kuyruk vardı müzenin önünde. Bu müzeden sonra Çağdaş Cam Sanatları Müzesini gezdim, burası diğerine nazaran daha sakindi. Bu arada Kurşunlu Cami külliyesinde de cam atölyeleri var ve sanatkarlar cama hayat verirken onları canlı olarak izleyebiliyorsunuz. Sözünü ettiğim üç mekan da iç içe. Hatta öyle ki her birini resmen tesadüfen bulduk :)) 

   Bu gezim zaten tamamen doğaçlama oldu. Tamam Eskişehir'e gidecektim ama orada nereyi hangi sırayla göreceğimi hiç planlamamıştım. Gitmeden önceki gece eve epey geç gelip Eskişehir'e otobüs bileti alıp yattım. Sabah kuzenimle yola çıktık. Bursa'da rehberlik yapan bir kuzenim var. Ona mesaj attım, nereleri gezelim, otogardan sıralı anlat diye :)) O da sağ olsun yazdı listeyi. Biz de o plana sadık kaldık :D

   Odunpazarı'ndan sonra Sazova Parkı'na geçtik. Burada Masal Şatosu, Korsan Gemisi, Eti Sualtı Dünyası'na uğradık. Sonra merkeze geçtik. Kuzenim papağanı sorun demişti. Ben tabii bunu normal papağan sanmıştım :)) Cehalet diz boyu. Papağan meşhur bir çibörekçi. Onu da gezerken tesadüfen bulduk :D Ya Eskişehir çok küçüktü ya da biz cidden çok şanslıydık bilemiyorum. Bu arada Papağan'da çibörek yiyiniz, cidden lezzetli.

   Eskişehir'e giderken Pamukkale'ye de geçme düşüncemiz vardı. Sadece düşünüyorduk tabii bilet milet hak getire. Dedim ya bu seyahat tam manasıyla doğaçlama oldu. Bir sürü firmada bilet bulamadık. Son anda aklıma gelen bir firmadan ayaküstü bilet aldık. Koltuklarımız tabii ki yan yana değildi :D Pamukkale'nin yazısı da sırada.

Gezi Notları: Otogarda otobüsten inince tramvaya binip Atatürk Lisesi durağında inin ve yolun karşısına geçip yukarı doğru yürüyün. 2. paragraftaki tüm mekanları yolun solunda bulabilirsiniz. Bu mekanları gezdikten sonra yolun karşısına geçin ve 11 numaralı otobüse binin ve şoföre sizi Sazova Parkı'nda indirmesini rica edin. 

Yukarıda saydığım hiçbir müzede müzekart geçmiyor ama giriş ücretleri de indirimli 2 TL'den fazla değil. Balmumu Müzesinde girişte beklerken müzenin gelirinin engellilerin ve kız çocuklarının eğitimi için harcandığı anons edildi. Bu da bence muhteşem bir düşünce.

Ha bu arada Eskişehir'de yol sormaktan sakın çekinmeyin. Herkes sorduğunuzdan daha fazlasını anlatmaya gönüllü; şuraya da gidin, burada şunu da yapın falan diyorlar. Hatta siz birine adres soruyorsunuz yoldan geçen başka biri de sohbete katılıp yardımcı olmaya çalışıyor. Gelelim fotoğraflara:



Atatürk'ün ailesi. Burada olma sebebi soldaki Fikriye Hanım ;) Adaşıma torpil geçeyim dedim.


Nazım burada olmasaydı ayıp etmiş olurdum. İçimi en çok yaralayan, ilk okuduğumda beni resmen yüreğimden vuran dizeler şunlardır:

Yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak! 




Yukarıdaki iki fotoğrafta da sanatkarların adını özellikle çektim. Önemli bence. Yetenek takdir edilmeli, emeğe saygı gösterilmeli.


Korsan Gemisinden bir garip abimiz.


Meşhur Masal Şatosu. Kulelere çıkamıyoruz maalesef. 


   Çok safım biliyorum ama yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz buz kütlelerinin suni olmadığını parktan çıkınca fark ettim. Halbuki "Ne emek harcamışlar be!" diye hayran bile olmuştum. Evet bazen bu kadar saf (salak demeye dilim varmıyor) olabiliyorum.