Translate

23 Ocak 2016 Cumartesi

Kürk Mantolu Madonna / Sabahattin Ali

   Yıllarca evvel Kuyucaklı Yusuf'u okumuş, çok da beğenmiştim ama sonradan aklıma Sabahattin Ali'nin başka bir kitabını okumak gelmemişti. Hatta Kürk Mantolu Madonna'nın methini çoğu kişiden duymama rağmen okumaya hiç yeltenmemiştim. İtiraf etmem gerekirse aynı şeyi birçok yazar ve birçok kitap için yaptım. Zira üniversitede elime verilen okuma listelerinden hiç de hoşlanmıyordum. Ben birilerinin bana kitap dayatmasını sevmiyordum. Okuyacağım kitapları yıllarca kendim seçtiğim için bunu çok sinir bozucu buluyordum. Lisedeyken defterlerime bile "Çalış!" yazmaz "Çalışır mısın." yazardım ki kendimle inatlaşmayayım; çünkü emir kipiyle kurulan hiçbir cümleye itaat etmeyecek kadar dikbaşlı ve inatçı biriydim. Biraz arıza olduğumu kabul ediyorum:)) E tabii bu tıynette biri olarak edebiyat fakültesine girince okumaktan da soğudum bir süre. Bunun muhtelif sebepleri var aslında belki bir gün anlatırım. Biz kitabımıza geri dönelim: Geçenlerde bir vesile ile kitabı önümde görünce alayım bari dedim, okurum bir ara, hem kütüphanemde bulunsun, dedim ve aldım. Yarıyıl tatilinin ilk gününde de okuyup bitirdim.

   Kitapta son derece sıradan ve ketum bir adam olan Raif Efendi'nin hayatını okuyor ve onun aslında o kadar da sıradan biri olmadığına tanık oluyorsunuz. Kitabın anlatımı hoş ve akıcı. Oldukça kolay okunan bir kitap; siz benim yaptığımı yapmayın, geciktirmeden okuyun derim. Altını çizdiğim bazı satırlarla sizi baş başa bırakıyorum:

* Şirkette hiç kimse onun bir ecnebi dili bileceğine ihtimal vermiyordu. Belki de hakları vardı, çünkü hal ve tavrında hiç de lisan bilen bir insan kılığı yoktu. Konuşurken ağzından yabancı bir kelime çıktığı, herhangi bir zaman dil bildiğinden bahsettiği duyulmamış; elinde veya cebinde ecnebi gazete ve mecmuaları görülmemişti. Hülasa, bütün varlıklarıyla: "Biz Frenkçe biliriz!" diye haykıran insanlara benzer bir tarafı yoktu.

* Bütün teessürlerimiz, inkisarlarımız, hiddetlerimiz,  karşımıza çıkan hadiselerin anlaşılmadık, beklenmedik taraflarınadır. Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?

* İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.

* Onun yaşadığı yerde yaşamak, onun gibi yaşamak demek değildi...

* Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?

* Mevcut olmayan bir şeye malik olalım derken mevcut olanları kaybettik.

   Yazımı bu fotoğrafla bitirmek istedim. Elimdeki kitabı geçen yıl sahaftan almıştım. Aldıktan sonra da dün akşama kadar kapağını hiç açmamıştım. Dün kitabın kapağını açınca 14. 01. 2015 tarihini gördüm. Gülümsedim ve mutlu oldum. Çok hoş bir tesadüftü. Kitabın üzerinde yazan tarih (yıl farkıyla elbette) benim doğum günüm. Normalde aldığım her kitaba aldığım tarihi ve şehri yazmak benim de adetimdir. Bu kitapta bunu ihmal etmişim ama belli ki bunu benim yerime sanırım bir lise talebesi halletmiş :)) Altını kurşun kalemle çizdiği ve muhtemelen anlamını bilmediği "cihet, tezahür, yeis" sözcüklerinden onun yaşının küçük olduğunu düşünüyorum. Zaten bu üç kelime dışında altı çizili kelime yok. Sanırım okumadan bırakmış kitabı; çünkü ilk iki sayfa haricinde hiçbir sayfada altı çizili bir kelime yoktu. Onun izlerini sürmeyi istemiştim oysaki. Kısmet değilmiş. 

   

6 yorum :

  1. Bu romanı ben de geçen ay bloğumda paylaştım. Hikayesi şaşırtıcıydı, severek okudum :)

    YanıtlaSil
  2. Alıntıları okuyunca fark ettim de kitabı özlemişim. Raif Efendi'yi özlemişim... Eve gidince sayfalarını çevirip, kitabıma onu unutmadığımı göstermeliyim :)) Ayrıca doğum gününüzün tarihi olması çok güzel bir tesadüf :))

    YanıtlaSil
  3. Birkaç ay önce aldım kitabı. Daha başlarındayım ve bir türlü devamını getiremedim. Bazı kitapları okumanın bir zamanı vardır. O zaman gelmeden önce kitap sizi içine almaz. Benimkinin daha zamanı varmış demek ki.

    Diğer yandan gençken çok daha fazla kitap okuyordum. Artık eskisi gibi kendimi veremiyorum ve itiraf etmeliyim ki bu bana çok acı veriyor.

    YanıtlaSil
  4. Yillardir cok satanlar listesinde hatta bir cok kere filmi yapilmak istenmis ama bir türlü olmamis. En son gecen sene kesin cekiyoruz artik dediler ama hala ses yok. Böyle bir kitabin filmi titizlikle yapilmali, oyunculari da dikkatle secilmeli zira o kadar cok hayrani var ki- ayni duyguyu verir mi bilmiyorum ama filmini izlemek isterdim dogrusu...

    YanıtlaSil
  5. Ne güzel abimizdin sen Raif Efendi :) Ama sonrası o vazgeçmişliğin değer miydi be? Neyse çok spoiler vermeyeyim. Kitabın senden önceki sahibi okusa iyimiş, belki ona da zorla ödev olarak vermişlerdir, 2 sayfa sonra özetini bulurum demiştir :)

    Not: Deftere "çalış" yazmak bile ilginçken "çalışır mısın" yazmak güzel bir kafanın ürünüymüş. İroni değil cidden hoşuma gitti :)

    YanıtlaSil
  6. Çok güzel bir kitap yıllar önce severek okumuştum. Böyle güzel bir kitap için güzel bir yazı olmuş emeğinize kaleminize sağlık. Bu arada Sabahattin Ali'nin diğer kitaplarını da okumanızı tavsiye ederim.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil

Ses ver ki orada olduğunu bileyim :))