Translate

25 Nisan 2015 Cumartesi

Anonymous

   Anonymous, öğretmenler odasında önerilen bir filmdi. Hafta arası izledim. Aslında sıkıcı bir film izleyeceğimi sanarak başlamıştım filme ama daha ilk saniyeden etkilendiğimi itiraf etmeliyim.

   Shakespeare'nin adını duymayan kalmamıştır sanırım yeryüzünde. Gerçi ben birkaç ay önce Dostoyevski'yi duymamış birini gördüm. Hem de üniversite mezunu. Gerçi Türkiyeli değildi. Belki onun ülkesinde Rus edebiyatı çok da önemli yer tutmuyordur. Neyse biz konumuza dönelim. Ne diyordum, Shakespeare; film aslında bizim bildiğimiz kişinin aslında o güzel soneleri, tiyatro eserlerini yazan kişi olmadığını anlatıyor. Bunu yaparken de tarihi, aşkı, iktidar mücadelesini de aktarıyor bize. Film hem görsel bir şölen sunuyor hem de sizi şaşırtıyor.

    İzlediğime pişman olmadığım, hayatımdan iki saat çalmak yerine bana "Vay be, iyi ki izlemişim!" dedirten bir filmdi Anonymous. Kesinlikle izlemelisiniz.

15 Nisan 2015 Çarşamba

Emirgan Korusu & Dolmabahçe Sarayı

  Bugün (an itibarıyla dün:)) Lale Festivali için Emirgan Korusu'na gittim. Geçen yıl teşebbüs etmiş trafik yüzünden gidememiştim. Bu yıl işimi şansa bırakmadım, elimi çabuk tuttum. Hafta içi olmasına rağmen çok kalabalıktı. Belediyeler, okullar tur düzenlemişti. Çoğu yerde fotoğraf için sıraya girdik resmen. Tabii bizim milletin sıraya girme alışkanlığının olmadığını da bu sayede tekrar tescillemiş olduk.

  



   Emirgan'ın ardından haydi dedik Dolmabahçe Sarayı'na gidelim. Harem, selamlık, muayede salonu, camlı köşk derken doğa gezisini kültür gezisiyle tamamlamış olduk. Sarayın içinde fotoğraf çekmek yasaktı. Ben de kurallara uyan bir insan olduğum için içeride fotoğraf çekmeye teşebbüs bile etmedim. Bu arada saray çok güzeldi ama benim dikkatimi en çok saraydaki bir ayna çekti :)) Uzaktayken sizi baş aşağı gösteriyor yaklaştıkça normal görünüyorsunuz :)) Eğlenceliydi.