Translate

27 Temmuz 2013 Cumartesi

Giz (F. Hakkı Penbe)

* Bilgi mesuliyet gerektirir, bilmemekse tüm ruhunla teslimiyeti.

* Nedense biraz çalıştık mı hemen küstahça hayatın beklentilerimizi karşılamasını bekleriz. Düpedüz züppeliktir bu. Ne yani, yaşam isteklerimizi karşılamak zorunda diye bir kaide mi var?

* Daha birkaç yüz yıl öncesine kadar insanlık, bırak bir şeyler istemeyi sadece birkaç gün daha fazla yaşamayı bile bir lütuf olarak görmekteydi.

* Bizler ne kalemin keskin gücüne ne de silahların soğuk cebrine inananlardanız.

      Aslında altını çizdiğim daha çok satır var; ama bunlar araştırılması gerekenler falan. Kitap Atlantis, Mu, kayıp yazıtlar, binlerce yıl süren iyi kötü çatışması ekseninde sürüp gidiyor. Ta ki... İşte o "ta ki"yi okuyup görün derim.

       Kitapta eksik bulduğum bazı noktaları da belirtmeden geçemeyeceğim: Baskı hatasından mıdır bilinmez bir sürü yazım yanlışı vardı kitapta. Bir de sanki edebi bir eser okumuyor da her an perdeye yansıyacak bir film izliyormuşsunuz gibi hissettiriyor insana. Yazar belki de filminin çekilebileceğini düşünerek kaleme almıştır kim bilir? Ama hani filmi çekilse hiç de fena olmazdı. Kahramanlarımız dinozor saldırısına uğradıklarında "Hey Elif... diye seslendi Rus. Ölmeden önce bir kez olsun göğüslerini görebilir miyim?" de iyi bir replik olur zannımca :))

18 Temmuz 2013 Perşembe

Doğu'dan Uzakta (Amin Maalouf)

      Amin Maalouf külliyat halinde okuduğum tek yazar. Onun her eserini gözüm kapalı satın alıyor ve severek okuyorum.

      "Doğu'dan Uzakta" hoş bir kitap; ama sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Gerçi daha başka türlü bir son da ne kadar tatmin edici olurdu bilmiyorum. Hatta büyük ihtimalle başka türlü hiçbir son beni tatmin etmeyecekti. Altını çizdiğim bazı satırlara gelince:

  * Uzun vadede, Adem ile Havva'nın tüm evlatları yitik çocuklardır.

 * Ölüm döşeğindekilerin affedilmeleri gerektiğinden emin değilim... Katiller ve kurbanları, zalimler ve mazlumlar ölüm gelip çatığında eşit ölçüde masum sayılacaklar, öyle mi?

  * Onu erdemleri mahvetti; beni ise kusurlarım kurtardı.

 * Kim bilir kaç kez mükemmel nedenlere dayanan feci kararlar almışımdır! ... Bu nedenle artık kendime şunu telkin ediyorum: Önce, göz açıp kapayıncaya kadar karar ver! Sonra sabırla kendi içine yönel ve bu tercihin nedenlerini anlamaya çalış.

 * Ben bir ülkede değil bir gezegende doğdum. Tamam, tabii ki bir ülkede, bir şehirde, bir mahallede, bir ailenin içinde, bir doğum kliniğinde, bir yatakta doğdum... Ama hem ben hem de tüm insanlar için tek önemli şey, dünyaya gelmiş olmaktır!

  * Her insanın gitmeye hakkı vardır, onu kalmak için ikna etmesi gereken ülkesidir.

 * Ben ne zenginlerin miyopluğundan, ne açların körlüğünden mustarip olduğu için dünyaya bilinçli bakabilen orta tabakadanım.

* Toplum yasaları yerçekimi yasalarına benzemez, insan genellikle aşağı değil, yukarı doğru düşer.

 * İnsan maziyi idealize ettiği için kendi zamanını hep küçümser.

Not: Altı çizilen o kadar çok satır var ki kitapta, bu kadarı kafidir diye düşünüyorum. Ve lütfen yaşama daha hoş gözlerle bakabilmek için bu kitabı okuyun.