Translate

17 Ocak 2019 Perşembe

Çocukluğumun Soğuk Geceleri - Tezer Özlü

Çocukluğumun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü'nün okuduğum ilk kitabı. Sadece 65 sayfa olan bu kitap aynı zamanda yazarın tek romanı.

Kitapta adını bilmediğimiz bir kadının, çocukluk yıllarından başlayıp yetişkinliğe dek yaşadıklarından kesitler sunulmuş. Bunlar sunulurken de iki unsur merkeze alınmış: Cinsellik ve intihar (ölüm). Kitabın son cümlelerinde cinselliğin hayatın başlangıcını simgelediğini anlıyorsunuz, ölüm de zaten hepimizin malumu.

Kitap, aynı zamanda eski İstanbul'un da izlerini takip etmenizi sağlıyor. Bu açıdan da eserde İstanbul'a dair kayda değer birçok güzel ayrıntı var: Beyoğlu, Fatih, Eyüp, Boğaz... size geçmişe ait bir pencereden göz kırpıyor. Mekanlarla, yaşam tarzlarıyla ilgili bir sürü detaya aşina oluyorsunuz.

Kitap kendi içinde dört bölümden oluşuyor: Ev'de kahramanımızın çocukluk yılları ve ailesi anlatılmış. Bu bölümde kahramanımızın babaannesi Bunni'nin hayatı, özellikle de ömrünün son yılları içimi burktu. Eminim okuyan herkes de aynı hissetmiştir. Özellikle de iki torununun babaannelerini ziyaret ettikten sonra kitapta yer alan şu cümle canımı çok yaktı:

"Bir süre sonra, onu eski, anılarla dolu, küf kokan, merdivenleri karanlık, nemli ve soğuk evde bırakırken, başka bir yaşama gitmek ne büyük bir mutluluk."

Bu bölümde okuduğum fedakar babaanne asla bir evde tek başına ölüme terk edilmeyi hak etmiyordu. Kitapta en sevdiğim karakter Bunni olabilir, evet! Hatta onun hikayesini, onun bakış açısından başka bir eserde okumak isterdim. Yazarı ölmeseydi eğer...

Diğer üç bölüm genel olarak bir çerçeve çizilmek gerekirse; kahramanımızın okul yıllarını, kadınlığa adım atışını, akıl hastanesine yatışlarını anlatıyor. Akıl hastanesinde yaşadıkları hiç hoş değil. Hatta kitapta şöyle bir cümle var:

"Beni iyileştiren ne şok ne de ilaçlar. Beni iyileştiren, bu kliniklere bir kez daha kilitlenme olasılığının verdiği büyük ve derin korku."

Kitabı okurken beni en çok yoran şey bir paragraftan diğerine değişen zaman ve mekanlar oldu. Yazar, flashback tekniğiyle zamanda bir ileri bir geri dolaşıp durmuş ve bunu neredeyse her paragrafta yapmış. Bu da benim resmen başımı döndürdü. Kafamda kitap boyunca "Acaba şimdi hangi zamandayız, neredeyiz?" sorusu dönüp durdu. Bu da yazarın değil benim sorunum tabii. Ben doğrusal zaman seviyorum :))

Çocukluğumun Soğuk Geceleri, yukarıda da yazdığım gibi sadece 65 sayfa ama anlattıkları çok, çok daha fazla. Tezer Özlü'yle bu kitapla tanıştığıma sevindim. Tezer Özlü okumak isterseniz eğer kitaba bir şans verin derim. Sevgiler...

Not: Kitap YKY'den çıkmış. Bendeki 35. baskı.